Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kaygı ve ruh

Felsefenin neden Eski Yunan’da ortaya çıktığını hiç düşündünüz mü? Neden Anadolu’nun ortasında, elinde mızrağıyla hayvanlar tarafından öldürülmemek için hayat mücadelesi veren kabileler/ gruplar arasında felsefi boyuta ulaşabilecek fikir alışverişleri yapılmamıştır? Yukarıdaki soru, bugünümüze ışık tutan güzel, temelli bir sorudur. Kendinize hiç sordunuz mu “bugün neden ruhumuza iyi gelen, bizleri adeta ışık gibi parlatacak; hayatta varoluşumuza hizmet edecek şeylerin peşinden değil de zorunluluklarımızın peşinden koşuyoruz?” Çünkü bizlerin ruhuna inebilmesi için önce kaygısız bir akla sahip olması gerekir. Bizler, şu an hiç olmadığımız kadar kaygılı ve anksiyete sahibi bireyleriz. Ruhumuzu besleyebilmek için, önce kendimizi tanımalı ve nelerin bizleri beslediğini ve nelerle alışveriş içerisinde bulunursak daha dingin olacağımızı fark etmemiz gerekir yani kısacası deneyimlemek gerekir. Örneğin, resim çizmeye hiç yeteneğimizin olmadığını anlamak için önce elimize bir fırça almamız gere
En son yayınlar

Bir ruhu var bu okulun

Issız bırakılan okulda biraz hüzünle görevime devam ediyorum. Bir şeyi çok iyi anladım, bir ruhu var bu okulun ve geri dönüp gelmezseniz hiçbir şeyin tadı ve anlamı yok… Sene 2014… Temmuz ayı ve ben Bayburt’taki üç yıllık çalışma sürecinin ardından memleketim Erzurum’a tayinimi alabilmişim… Memleket insanın her şeyi… Nereye gitti isem kendimi o kadar eksik hissettim ki… Anılarıma, çocukluğuma, ergenliğime, gençliğime kısacası memleketime dönüverdim en sonunda… Memleketim… Evimize yürüme yarım saat uzaklıktaki Yakutiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne görev kaydımı yaptırıp hemen önündeki caddeye geçip şöyle bir bakıyorum yeni okuluma ve oh be diyorum… Duyanlar aaa orası da meslek lisesi diye hevesimi kaçırıyorlar ama nerden bilirdim ki bu okulun bir ruhu var, hakikaten bir ruhu var… İnsanı sarıp sarmalayan, kucaklayan, dinlendiren, mutlu eden bir ruh… Tabi ki bu ruh, bu mutluluk içerisindeki güzel kalpli insanlardan doğuyor… Anlatayım… Sanırım iki yıl önce sevgili zümrem Burçak Ank

Akdeniz'de 1 metreyi aşan tsunami olacak

UNESCO, “Tsunamiye Hazır” programını açıklayacağını duyurdu. UNESCO tarafından yapılan açıklamada, 30 yıl içinde Akdeniz'de 1 metreyi aşan tsunami olacağı belirtildi. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, Portekiz’de yapılacak Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı’nda “Tsunamiye Hazır” programını açıklayacağını duyurdu. UNESCO tarafından dün yapılan açıklamada, program dahilinde 2030 yılına kadar deniz veya okyanusta kıyısı bulunan ülkelerin hepsini “Tsunamiye Hazır” hale getirileceği, 30 yıl içinde Akdeniz’de 1 metreyi aşan tsunami olacağı belirtildi. Portekiz’in başkenti Lizbon’da gelecek hafta UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay tarafından açılanacak tsunami eğitim programı dahilinde halihazırda Karayipler, Pasifik ve Hint Okyanusu bölgelerindeki 21 ülkede 40 topluluğun pilot uygulama olarak eğitildiği belirtildi. UNESCO açıklamasında Tsunamilerin, nispeten seyrek meydana geldiğini ancak düşünülenden daha sık gerçekleştiğini ifade etti. Örneğin, ABD'n

Her buluş bir ihtiyaçtan doğar

Her buluş bir ihtiyaçtan doğar. Günümüzde popülerliği oldukça fazla olan reformer plates, sağlıklı yaşam için iyi bir seçenek. Yay ve makara sistemlerinin olduğu bir düzenek, aslında yaralı askerlerin tedavisini yapabilmek için üretilmiştir. Buluşun sahibi Joseph Hubertus Plates önce kendi hastalığını tedavi etmek için egzersizlere yönelmiş. Raşitzm (kemik erimesi) ve astım hastalıklarından müzdarip olan plates, durumunun zamanla daha iyi olduğunu görmüş. Ve egzersizleri arttırarak çeşitli spor dalları ile uğraşmış. Savaş sırasında yaralanan askerler için göreve çağrıldığında onları koruyarak güçlendirebileceği bu yaylı sistemi keşfetmiş. Yatan bir insanı hareket ettirebilmenin yollarını aramış ve yataktaki yay fikri aklına gelmiş. Düşüncelerini geliştirerek şuanki reformerın temellerini atmış. Plates bu buluşu ile eklemlere fazla yük bindirmeden hareket etmenin hatta zıplamanın mümkün olabildiğini gösteriyor. Her buluş bir ihtiyaçtan doğar Bizler fizyoterapist olarak hastalık bilgis

Erkek ve diğeri

Sanıyorum 'erkek ve diğeri' başlığına tıklayarak bu yazıyı okuyan insanlar muhtemelen bu bilgilere sahip veya tahmin ediyorlar. Bizim kazanımımız tıklayıp okumaya tenezzül etmeyen, önemsemeyen ve dert edinmeyen insanlara bunları anlatmamızla gerçekleşecek. İnsan Hakları temelinde, herkesin doğuştan sahip olduğu kabul edilen temel hak ve özgürlükler kadın yada erkek ayırt etmeksizin bireyler arasında homojen dağıtılmıştır. "Bütün insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit oldukları ; Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğuş yada herhangi bir başka ayrım gözetmeksizin bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabileceklerini net şekilde belirtmektedir. Acaba " kadınlar " için İnsan Hakları gerçekten var mı? Yorumlamaya geçmeden önce bu sorunun cevabını Birleşmiş Milletler Gelişme Raporundaki bazı örnekler üzerinden değerlendirelim. - Kadınlar dünyadaki iş yükünün 3/2'sini karşıladıkları

2022 AYT yorumları

Nesibe Aydın Okulları'ndan 2022 AYT yorumları; Nesibe Aydın Okulları uzmanları bugün gerçekleşen Alan Yeterlilik Testi sınavı hakkında sınav sorularını değerlendirdi. AYT sınavında sözel alanda, okumaya dayalı, anlam bilgisi, yorum ve bilgi gerektiren soruların; sayısal alanda ise bilgi, teorem ve kavramların yorumlanmasına dayalı orta zorlukta soruların ağırlıklı olduğu söylenebilir. Adayların, zaman kontrolünü daha kolay sağlayabildiği bir sınavdır. Sayısalda matematik soruları 2021’e göre daha kolay, anlaşılır, daha az zaman alan sorulardan oluşmuştur.  Fen derslerinin içerisinde fizik ve kimya alanında zorlayıcı soruların olduğu, bu nedenle sayısal alanda fizik ve kimya derslerinin belirleyici olduğu söylenebilir. Fizik soruları sözel ifadelerin ağırlıklı olduğu sorulardan oluşmuştur ve kavram analizi gerektirmektedir. Kimya alanında bilgiye ve formüle dayalı zorlayıcı sorular sorulmuştur. Tarih, coğrafya, felsefe grubu, din kültürü ve ahlak bilgisi ise bilgi ağırlıklı sorulard

Ayşe Begüm Onbaşı, dünya ikincisi oldu

Türkiye’nin en başarılı aerobik cimnastikcisi Red Bull sporcusu Ayşe Begüm Onbaşı, Türkiye’ye bir önemli başarı daha kazandırdı. Portekiz’in Guimaraes kentindeki Aerobik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda podyuma çıkan Ayşe Begüm Onbaşı, finalde elde ettiği 20,350 puanla dünya ikincisi oldu. Büyük bir gurur yaşadığını ifade eden Onbaşı, “Ülkeme bir büyük başarı daha kazandırdığım için çok mutluyum. Çok çalıştık ve emeklerimizin karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Madalyam Türk halkına armağan olsun” dedi. Ayşe Begüm Onbaşı, üst üste ikinci dünya şampiyonasından madalya ile döndü. Portekiz’in Guimaraes kentinde düzenlenen Aerobik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda mücadele eden başarılı sporcu, dünya ikincisi olmayı başardı. Elemelerde zorlanmadan finale yükselen Ayşe Begüm Onbaşı, finalde ise topladığı 20,350 puanla gümüş madalyanın sahibi oldu. Türkiye’ye bir büyük başarı daha kazandırdığı için çok mutlu olduğunu dile getiren Onbaşı, “Dünyanın en iyi cimnastikçileri arasında mücadele etme

Uzmanından 2022 yılı yatırım tavsiyeleri

Belirli bir birikime sahipseniz paranızı doğru yatırım araçlarını kullanarak çok daha değerli hale getirebilirsiniz. Yatırım portföyünün kişiye özel olması gerektiğine vurgu yapan ENA Strateji Danışmanlık ve Eğitim’in kurucusu Finans Uzmanı Emre Şirin, 2022 yılı yatırım tavsiyelerini Haberton’a açıkladı. Her yatırım aracının belli oranlarda kaybettirme riskleri vardır. Paranın değer kaybetmemesi ve zarar edilmemesi için değişen piyasa şartlarını takip etmeli ve gerekli stratejik bilgilere sahip olunması gerekmektedir. ENA Strateji Danışmanlık ve Eğitim’in kurucusu Finans Uzmanı Emre Şirin, yatırımı şu sözler ile tanımlıyor: “Bireylerin ya da kurumların belirli bir vade için sermaye ya da birikimlerini yatırım araçlarına yönlendirerek kar sağlamalarına yatırım diyoruz. Örneğin borsada işlem gören bir şirketin hisse senetlerini düzenli olarak satın alınması durumunda şirketin büyümesinden kazanç elde edilebilir. Bu bir yatırım türüdür.” ENA Strateji Danışmanlık ve Eğitim’in kurucusu Fin

Pelvik taban fizyoterapisi yaşam kalitesini arttırıyor

Son yıllarda daha çok duymaya başladığımız Pelvik taban fizyoterapisi, aslında tüm kadınların bilmesi gereken konuları ele almaktadır. Pelvik taban; tıpkı bir hamak gibi mesane, bağırsak, yumurtalık, rahim gibi organları taşıyan leğen kemiğinin üzerine oturan, kas ve bağ dokudan oluşan bir destektir. Doğum, fazla kilo, uzun süren kabızlık, menopoz gibi nedenler bağ dokuda fonksiyon bozukluklarına neden olmaktadır. İdrar kaçırma, gaz kaçırma, pelvik bölgede ağrı, vajinal bölgede organ sarkmaları en sık görülen sorunlardır. Yapılan araştırmalara göre; her 4 kadından biri pelvik taban sorunu yaşamaktadır ve 65yaş üzeri her 2 kadından biri idrar kaçırma sorununu yaşamaktadır. Ülkemizde genel olarak kadınlar,  pelvik taban fizyoterapisi ile bu sorunların çözülebileceğini bilmedikleri için cerrahi işlem gerekinceye kadar sorunu görmezden gelmektedir. Ya da idrar kaçırma gibi bir durumu, gizleyerek normal görebilmektedir. Fakat hiçbir durumda (gülerken, ağırlık kaldırırken, cinsellik sırasın

Yetenekli eller "Ali Sinan Şahin"

Renkleri özel yeteneğiyle birleştiren, sokak duvarlarını elleriyle sanata çeviren Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Mezunu Ali Sinan Şahin dünyayı güzelleştiriyor. Hayat doğum ve ölüm arasındaki o çizgi bu çizgide yapacağımız çok şey olacak. Çocuk büyüdükçe kendini keşfeder bazen sesini bazen çizimlerini bu yetenek aslında yaratıcının kendisine sunduğu bir lütuf ya da mucizedir. Ben bunu bir sihir olarak görüyorum çok yetenekli elleriniz olabilir toprağa şekil verebilir harika eserler yaparsınız ya da bir kalp cerrahı olup bir kalbi onarıp hayata hayat katarsınız. Yetenekli eller "Ali Sinan Şahin" Özel bir sesiniz olabilir bir çok kişiyi mest edersiniz. Böyle kişiler özel insanlardır tanıştığınızda sohbet etmek size çok şey katar görmediğiniz şeyleri görebilirsiniz. Renkleri özel yeteneğiyle birleştiren mekanlara belki kimsenin fark etmediği sokak duvarlarına elleriyle sanata çeviren bir adamdan bahsetmek istiyorum. Ali Sinan Şahin 1984 Ankara doğumlu Dokuz Eylül Üniver

Ahmet Kapucu ile kültür-sanat röportajı

Son yıllarda yaptığı filmlerle dikkat çeken yönetmen, yapımcı ve senarist Ahmet Kapucu ile beraberiz. Kendisine sinema ve projeleri hakkında sorularımızı yönelttik. Sizi çok kısa tanıyabilir miyiz? 1985 yılında televizyoncu bir babanın 4. ve son çocuğu olarak doğdum. Eğitim hayatınızdan kısaca bahseder misiniz? Selçuk Üniversitesi İletişim fakültesi Gazetecilik bölümü Mezunuyum.  Yönetmenlik ve senaristlik kariyeriniz nasıl başladı?  Bu çok uzun ve önceden idealize ettiğim bir süreçti. Ortaokul yollarına gitmek gerek. İlk hikayelerimi, ilk kurgusal karakterlerimi kurmaya, onları yaşatmaya, maceralar bulmaya kadar gitmemiz gerek. Bunun akabinde de lise ve üniversite süreci de bu paralelde ilerledi. Üniversite sürecinde koşa film çalışmaları, kurgu tekniklerini öğrenme ve hikayelerde uygulanabilmesi üzerine çalışma ve bolca film izleme. Bazı günler 4-5 film izleyerek temel taşlarını döşedim diyelim. Halen dahi 1000’in üzerinde DVD film arşivim var. Daha sonrası sektörel süreç.  Son yıll

Engelli diyetisyenler kadro bekliyor

Atama bekleyen biz engelli diyetisyenler özellikle Sağlık Bakanlığının alımları iyileştirmesini talep ediyoruz. Sesimizi duyurmak için pek çok yere başvurduk, başvuruyoruz ancak biz aynı cevapları duymaktan öte sorunumuza çözüm geliştirilmesini istiyoruz. Bizler üniversite sınavında görece yüksek puanlar almış, zorlu lisans eğitimini tamamlamış, mesleğini icra noktasında gerekli yeterliliğe sahip alandaki tek meslek grubuyuz ve mesleğimizi hakkıyla yapabilmek istiyoruz. Son yıllarda engelli diyetisyen kadroları malesef ihtiyacı ve talebi karşılayamamakta, kaç senedir alımlarımız yok denecek kadar az. 2016 EKPSS puanlarıyla en son diyetisyen alımı 2018 yılında yapılmasına rağmen 2022 yılında yapılan son atamada sadece 18 kişilik kontenjan açıldı ve bununda sadece 3'ü Sağlık Bakanlığınaydı. Alımın Sağlık Bakanlığı nezdinde bu kadar az olması bizleri mağdur etmiştir. Ülkemizde ve dünyada pandemiyle birlikte çığ gibi büyüyen pek çok sağlık sorunu mevcut. Rakamların vahimliği ile ülkemi

Yeni medya ve geleneksel medyanın farkları

Yeni medya ve geleneksel medyanın farkları hakkında Prof. Dr. Süleyman İrvan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.. Geleneksel medya ile yeni medya kavramları son dönemlerde adını en çok duyduğumuz kavramdır. Her gün saatler geçirdiğimiz yeni medya ve geleneksel medyanın farkları her gün biraz daha açılıyor. Geleneksel medyayı özetlemek gerekirse.  Geleneksel medya:  Tek yönlü iletişim sağlayan dergi, televizyon ve gazete gibi iletişim araçlarının bütününe verilen isimdir. Kısacası geleneksel medya sesli ya da yazınsal basını kaplayan araçların tümüne verilen isimdir Yeni medya ise: Yeni Medya ya da bir diğer deyişle dijital medya , bilgisayar ve internetin kullanılarak oluşturulan ortamlara verilen isimdir. Yeni medyada iletişim tek yönlülükten çıkmakta ve çift yönlü iletişime geçmektedir.  Özellikle z kuşağı dediğimiz nesil ile yeni medya kelimesini daha fazla duymaya başladık. Gelişen teknolojide medyalardan haber alma şeklimiz bile değişti bu söyleşide vatandaş gazeteciği, eski medya y

Atıksız bir dünya mümkün mü?

Dünya üzerinde 7,753 milyon insan yaşıyor ve kişi başına ortalama 1,4 kilogram atık düşüyor. Bu durum, her gün yaklaşık olarak 8.190.000 ton atık oluşması demek oluyor. Peki, 2022’de bu kadar plastik arasında kalmışken atıksız bir dünya mümkün mü? Modern yaşamın her şeyi kolaylaştırdığını düşündüğümüz bir dönem içerisindeyiz. Fakat diğer yandan modern dünyanın getirdiği problemler karşısında endişelerimiz artıyor. En ciddi problemlerimizden birisi de "Bunca çöp ne olacak?" Peki neden bu kadar çöp çıkıyor? Çok uzağa gitmemize gerek yok, yaklaşık 30-40 yıl öncesinde evlerde bugünkü kadar paketli ürünler yoktu. Dışarıdan sipariş ile yemekler ve gıdalar getirilmiyordu. Bugün geldiğimiz nokta ise, o dönemlere göre daha fazla ve çok çeşitli bir tüketim içerisinde olup ürettiğimiz çoğu şeyi paketler içerisinde satın alıyor olmamız. Öyle ki gelişen teknoloji ve ulaşım imkanları ile mobil uygulamalar üzerinden verdiğimiz siparişler dakikalar içinde kapımızda oluyor. Biz ise bununla ‘t

Hassas kalbini de al ve git burdan...

Yirmi sekiz yaşında genç bir akademisyenim ve daha yolun yarısına bile gelmeden azalıyorum… Fakülteden çıktım ve savruk adımlarla şehri bir kez daha keşfetmek için yola koyuldum. Hangi şehri anlamak ve anlatmak mümkün ki… Mümkün mü Ankara’daki o ebedi uykunun hüznünü anlatmak, mümkün mü bir daha bulmak O’nu?... Mümkün mü tarihi daha çok ihanet olan İstanbul’un kendine sığamayışını cümleleştirmek?... Mümkün mü denize şiir, boğaza anı yazmak?... Ama ben Dicle kenarında bir şehirde mümkünler yaratmaya çalışıyorum… Daha yirmi sekizinde bir akademisyenim ve dert ediyorum… Kendimi azaltıyorum çoğalan sızılar içerisinde…  Kendimi azaltıyorum çoğalan anlamsızlıklar içerisinde… Savruk adımlarla ilerlerken her salı kurulan semt pazarında buluyorum kendimi yine. Kendimden uzaklaşmak için karışıyorum halka, yitik insanlar ülkesine… Bence yaşamanın kalbi orası, orda yaşamalar var kendilerine hayat oldurmaya çalışan yaşamalar; nasıl anlatmalı şimdi, nasıl anlatmalı… Şuradan iki kilo tartan mısın de